'Dünyadaki En Mutlu' Çocukları Yetiştiren Danimarkalı Ebeveynler Çocuklarına Empatiyi Nasıl Öğretiyor?

Araştırmalarda sürekli "dünyanın en mutlu insanları" listesinin ilk sıralarında yer alan "Danimarkalılara Özgü Ebeveynlik: Dünyanın En Mutlu Çocuklarını Yetiştirme Rehberi1 kitabının yazarlarından Jessica Alexander ve Danimarkalı psikoterapist Iben Sandahl’ın sorulara verdikleri yanıtlar ve düşünceleri ile Danimarkalı aileler çocuklarına empatiyi nasıl öğretiyorlar? İşte ders alınası tavsiyeler!

Empatiyi siz nasıl tanımlıyorsunuz?

Empatiyi siz nasıl tanımlıyorsunuz?

Empati bir başkasının duygularını fark edebilme becerisidir ya da kendini bir başkasının yerine koyabilme. Mesela Amerika çok daha birey temelli bir ülkedir. Birey odaklı bir kültürde, kazanan olmak ve en iyi olmak için çabalamak çok normal hedeflerdir. Bu, başarıyla bir tutulur ve kimse tarafından da sorgulanmaz. Çünkü kültürün bir parçasıdır. Kazanmak çok şey ifade eder. Belki de Danimarka ile Amerika gibi birey temelli kültürlerin arasındaki en büyük fark, Danimarkalıların takım çalışmasına, bir yıldız olmak için çabalamaktan çok daha fazla değer vermesidir.


Empati duygusunun genel mutlulukla nasıl bir bağlantısı var?

Empati duygusunun genel mutlulukla nasıl bir bağlantısı var?

En son nörolojik araştırmaların tamamı, insanların tek başına kazanmak yerine başkalarıyla işbirliği yapmaktan çok daha mutlu olduğunu gösteriyor. Bilim insanları, kendi çıkarının ötesindeki bir şey tarafından harekete geçtiği anlaşılan ‘sosyal beyni’ keşfetti: Sosyal olarak bağlantılı olmaya doğru çekiliriz. İlgi ve sevgi dolu ilişkiler mutluluğun en büyük göstergelerinden biridir ve paranın çok daha üzerinde yer alır. Eskiden insanların doğuştan bencil olduklarına inanılırdı, ancak bu doğru değil. Hepimiz doğduğumuzdan itibaren empatiye “ayarlı” oluruz. Sadece bunun çalışmasını sağlayan bağlantıları kurmayı öğrenmemiz gerekir. Başkalarını anlamak ve onlara güvenmek, daha fazla mutluluğa ulaşmanın anahtarıdır. Ve bu, çocuklara öğretilebilir.


Danimarkalı ebeveynler bunu nasıl öğretiyor?

Danimarkalı ebeveynler bunu nasıl öğretiyor?

Danimarkalılar empatiyi okullarda öğretiyor, ki bu oldukça özel bir durum. Empati işte bu kadar geniş bir konu ve farklı yaşlara çok farklı şekillerde öğretiliyor. Bunlara üç örnek; dil seçimi, çocukların öz düzenleme yapmalarına (duygu, düşünce ve davranışlarını düzenlemelerine) izin vermek ve onlara çok geniş yelpazeye yayılan çeşitlilikte hikayeler okumak.


İlkini biraz daha detaylı anlatır mısınız? Empatiyi öğretmek için dil seçimini kullanmak…

İlkini biraz daha detaylı anlatır mısınız? Empatiyi öğretmek için dil seçimini kullanmak…

Empatiyi öğretirken unutmamız gereken en önemli şeylerden ilki, çocukların bizi aynalamasıdır. Kullandığımız dil oldukça önemlidir. Başkalarını nasıl tanımlıyorsunuz? Anlayışlı mısınız yoksa yargılayıcı mı? Hoşgörülü müsünüz yoksa karşı tarafı hep eleştirir ve ayıplar mısınız? Bunların hepsi çocukların kopyaladığı şeyler. Çocukların önünde başkaları hakkında kötü konuşmak ve “O çok kötü kalpli biri”, “O çok bencil biri”, “O çok rahatsız edici biri” gibi şeyler söylemek hiç de empatik bir dil değildir çünkü bu, eylemin arkasındaki duyguları fark etmemek ve insanları etiketlemektir. Danimarka’da ebeveynlerin, çocuklarının önünde başka çocuklar hakkında negatif şeyler söylediğini neredeyse hiç duymazsınız. Çocuklarının, bir başka çocuğun davranışlarını anlamalarını sağlamanın yollarını her zaman bulurlar. Üstelik diğer çocuğu negatif bir şekilde etiketlemeden.


Peki ya öz düzenleme…

Peki ya öz düzenleme…

Başkalarının duygularını fark etmek konusunda iyi olmadan önce kendi duygularımızı anlayabilmeliyiz. Ebeveynler bazen çocuklarına ne hissetmeleri gerektiğini ya da ne hissetmemeleri gerektiğini söyler. Onlara baskın çıkarlar. Eğer çocuklar üzgün, kızgın, aç, üşümüş ya da hayal kırıklığına uğramışlarsa, bazı ebeveynler “Hayır, değilsin”, “Üzülme”, “Kızacak bir şey yok”, “Aç olman lazım, ye yemeğini!” der onlara. Çocuklara nasıl hissetmeleri gerektiğini söylemek, kendi duygularını düzenlemelerine izin vermemektir. Ebeveynler olarak çocuklarımıza güvenmeliyiz ki böylece onlar da duygusal sınırlarını keşfedebilsinler. Bu, çok daha güçlü bir ben duygusu oluşturur ve bu da özgüvene giden yolu hazırlar. Çocuklar biraz daha büyüdüğünde, sınırları zorlanırsa “hayır” demekten daha az korkacaklardır, çünkü hissettiklerine dayanarak doğru kararı verme konusunda kendilerine güveneceklerdir. Bu, çocuklara verilmesi gereken en önemli derslerden biridir. Onlara dil seçimimizle de yardımcı olabiliriz.


Son olarak, çocuklarımıza empatiyi öğretmek için onlara ne tür hikayeler okumalıyız?

Son olarak, çocuklarımıza empatiyi öğretmek için onlara ne tür hikayeler okumalıyız?

Çocuklara her türden hikayeler okuyun, sadece mutlu olanları değil. Kitaplardaki zor duygular hakkında konuşmak empatiyi geliştirmenin muhteşem bir yolu olabilir. Danimarka’daki çoğu çocuk kitabı, içerdikleri konular itibarıyla başka kültürler için hayret verici olabilir. Ancak araştırmalara göre bütün duygular hakkında hikayeler okumak, bir çocuğun empati kurma yeteneğini artırır. Bir Danimarka hikayesi olan Küçük Deniz Kızı’nın orijinalinde, deniz kızı hikayenin sonunda prense kavuşmaz aksine üzüntüden ölür ve deniz köpüğüne dönüşür. Ve bu, çocuklarla yaptığınız sohbetlerde çok farklı türde konular açılmasına sebep olur! Ancak çocukların algılarının ne kadar açık olduğunu görmek inanılmazdır. Çocuklar her tür şey hakkında konuşmak isterler. Bu, bazen yetişkinler için çocuklar için olduğundan daha zordur. Unutmayın, çocuklar duyduğumuz rahatsızlığı da aynalarlar.